Ana içeriğe atla

Prof. Dr. Gaye Gencer’den Z Kuşağı İçin Finansal Okuryazarlık Vurgusu

-

Yapılan bir araştırma, çoğunluğu üniversite öğrencisi Z kuşağının tasarruf ve yatırım yapmayı bilmediğini ortaya çıkardı. Prof. Dr. Gaye Gencer’e göre de Z kuşağı para hesabı yapmayı bilmiyor ve bunun farkında.

Z kuşağı olarak bilinen ve 1997-2012 yılları arasında doğan neslin tasarruf, birikim, yatırım gibi konularda yeterli bilince sahip olmadığı ortaya çıktı. ABD’deki Küresel Finansal Okuryazarlık Mükemmeliyet Merkezi tarafından yapılan araştırmada, Z kuşağının yalnızca yüzde 38’i finansal okuryazarlık sorularını doğru yanıtladı. Bu oran 1981-1996 yılları arasında doğan Y kuşağı için yüzde 46, 1965-1980 yılları arasında doğan X kuşağı için yüzde 49 ve 1946-1964 yılları arasında doğan baby boomerlar için yüzde 54 oldu. Yeditepe Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gaye Gencer ise Türkiye’de genel olarak finansal okuryazarlık oranının düşük olduğunu ancak Z kuşağı olarak bilinen 25 yaş altı gençlerde bu durumun daha da öne çıktığını belirterek finansal okuryazarlık hakkında yaptığı çalışmaları ve yeni neslin mevcut durumunu şöyle anlattı:

Z KUŞAĞI YOKLUĞU BİLMİYOR
“Ülkemizde finansal okuryazarlık oranı 35-40 yaşlarında yüksekken 25 yaş altında oldukça düşük. Z kuşağı olarak tanımlanan bu nesil, tüm dünyada bolluk dönemine denk geldi. Bizim ebeveynlerimiz, yani baby boomer olarak adlandırılan nesil savaş gördü ve çocukları olan X kuşağını da çok daha yüksek bir finansal bilinçle büyüttü. Ancak 1980 sonrası doğan Y kuşağı ve sonra gelen Z kuşağı dünya genelinde yokluğun değil varlığın daha fazla olduğu bir dönemde büyüdü. Üretimin artması ve teknolojinin gelişmesiyle tüm dünyada refah arttı. Dolayısıyla yokluğu bilmeyen Z kuşağında finansal okur yazarlık oranı düşük kaldı. Ancak finansal okuryazarlık aileden başlıyor. Çocuğun bunu aile içinde öğrenmesi gerekiyor ve bunun eğitim sisteminin içine entegre edilmesi gerekiyor.

GELİŞMİŞLİK DÜZEYİNİ BELİRLİYOR
Gelişmişlik düzeylerinin altında yatan nedenlere baktığımızda bunların çoğunun insan sermayesiyle alakalı olduğunu görüyoruz. İnsan sermayesinin kaliteli hale gelmesi de finansal okuryazarlıkla oldukça ilgili bir durum. OECD ülkelerinde yapılan araştırmalara göre, finansal okuryazarlık düzeyi arttıkça gelir ve refah seviyesi de artıyor, cinsiyetler arasında eşitsizlik seviyesi ise azalıyor. Finansal okuryazarlığın toplumun refahını artıran, gelir dağılımını düzelten ve adaletsizliği azaltan çok olumlu etkileri var. Bu nedenle finansal okuryazarlık kazanmak çok önemli.

4 İŞLEMİ BİLEN FİNANSAL OKURYAZAR OLABİLİR
Günümüzde bireysel kredi kartı borçları sürekli artıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri finansal okuryazarlığın düşük olması. Çocukların parayla tanışmaları da gecikti. Önceden bizler, bakkala, fırına, kasaba gider alışveriş yapardık. Şimdiki çocuklar bu anlamda yaşamdan kopuk. Aileleri onlar için her şeyi önden hallediyor. Eskiden çocuklar kumbaralarında para biriktirirken şimdi hiç böyle bir şey yok. Ayrıca 33 yıllık meslek hayatımda gördüğüm en büyük sıkıntı Türk insanının matematik sevmemesi. Oysa finansal okuryazarlık biraz da sayısal beceri gerektiriyor.. Ancak bunun için şahane matematik bilgisine ihtiyaç yok; çarpma, bölme, toplama ve çıkarma işlemi yapabilen herkes finansal okuryazar olabilir. Finansal bilgi, bireyin yalnızca parasını değil, geleceğini de yönetebilmesini sağlar. Bu nedenle finansal okuryazarlığın erken yaşlarda kazandırılması ekonomik kalkınma açısından da gerekli.”